Muminun Suresi ve Fazileti

Muminun Sûresi (Türkçe Okunuşu)​​

BİSMİLLAHİRAHMANİRAHİM

1. Kad eflehal mü'minun  
2. Ellezıne hüm fı salatihim haşiun  
3. Vellezıne hüm anil lağvi mu'ridun  
4. Vellezıne hüm liz zekati faılun  
5. Vellezıne hüm li fürucihim hafizun  
6. İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanühüm fe innehüm ğayru melumın  
7. Fe menibteğa verae zalike fe ülaike hümül adun  
8. Vellezıne hüm li emanatihim ve ahdihim raun  
9. Vellezıne hüm ala salevatihim yühafizun  
10. Ülaike hümül varisun  
11. Ellezıne yerisunel firdevs hüm fıha halidun  
12. Ve le kad halaknel insane min sülaletim min tıyn  
13. Sümme cealnahü nutfeten fı kararim mekın  
14. Sümme halaknen nutfete alekaten fe halaknel alekate mudğaten fe halaknel mudğate ızamen fe kesevnel ızame lahmen sümme enşe'nahü halkan ahar fe tebarakellahü ahsenül halikıyn  
15. Sümme inneküm ba'de zalike le meyyitun  
16. Sümme inneküm yevmel kıyameti tüb'asun  
17. Ve le kad halakna fevkaküm seb'a taraika ve ma künna anil halkı ğafilın  
18. Ve enzelna mines semai maem bi kaderin fe eskennahü fil erdı ve inna ala zehabim bihı le kadirun  
19. Fe enşe'na leküm bihı cennatim min nehıyliv ve a'nab leküm fıha fevakihü kesıratüv ve minha te'külun  
20. Ve şeceraten tahrucü min turi seynae tembütü bid dühni ve sıbğil lil akilın  
21. Ve inne leküm fil en'ami le ıbrah nüskıyküm mimma fı bütuniha ve leküm fıha menafiu kesıratüv ve minha te'külun  
22. Ve aleyha ve alel fülki tuhmelun  
23. Ve le kad erselna nuhan ila kavmihı fe kale ya kavmı'büdüllahe mal leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun  
24. Fe kalel meleüllezıne keferu min kavmihı ma haza illa beşerum mislüküm yürıdü ey yetefeddale aleyküm ve lev şaellahü le enzele melaikeh ma semı'na bi haza fı abainel evvelın  
25. İn hüve illa racülüm bihı cinnetün fe terabbesu bihı hatta hıyn  
26. Kale rabbinsurnı bima kezzebun  
27. Fe evhayna ileyhi enisnaıl fülke bi a'yünina ve vahyina fe iza cae emruna ve farat tennuru feslük fıha min küllin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlü minhüm ve la tühatıbnı fillezıne zalemu innehüm muğrakun  
28. Fe izesteveyte ente ve mem meake alel fülki fe kulil hamdü lillahillezı neccana minel kavmiz zalimın  
29. Ve kur rabbi enzilnı münzelem mübarakev ve ente hayrul münzilın  
30. İnne fı zalike le ayativ ve in künna le mübtelın  
31. Sümme enşe'na mim ba'dihim karnen aharın  
32. Fe erselna fıhim rasulem minhüm enı'büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun  
33. Ve kalel meleü min kavmihillezıne keferu ve kezzebu bi likail ahırati ve etrafnahüm fil hayatid dünya ma haza illa beşerum mislüküm ye'külü mimma te'külune minhü ve yeşrabü mimma teşrabun  
34. Ve lein eta'tüm beşeram misleküm inneküm izel lehasirun  
35. E yeıdüküm enneküm iza mittüm ve küntüm türabev ve ızamen enneküm muhracun  
36. Heyhate heyhate lima tuadun  
37. İn hiye illa hayatüned dünya nemutü ve nahya ve ma nahnü bi meb'usın  
38. İn hüve illa racülüniftera alellahi kezibev ve ma nahnü lehu bi mü'minın  
39. Kale rabbinsurnı bima kezzebun  
40. Kale amma kalılil le yusbihunne nadimın  
41. Fe ehazethümüs sayhatü bil hakkı fe cealnahüm ğussa fe bu'del lil kavmiz zalimın  
42. Sümme enşe'na mim ba'dihim kurunen aharın  
43. Ma tesbiku min ümmetin eceleha ve ma yeste'hırun  
44. Sümme erselna rusülena tetra küllema cae ümmeter rasulüha kezzebuhü fe etba'na ba'dahüm ba'dav ve cealnahüm ehadıs fe bu'del li kavmil la yü'minun  
45. Sümme erselna musa ve ehahü harune bi ayatina ve sültanim mübın  
46. İla fir'avne ve meleihı festekberu ve kanu kavmen alın  
47. Fe kalu enü'minü li beşerayni mislina ve kavmühüma lena abidun  
48. Fe kezzebuhüma fe kanu minel mühlekın  
49. Ve le kad ateyna musel kitabe leallehüm yehtedun  
50. Ve cealnebne meryeme ve ümmehu ayetev ve aveynahüma ila rabvetin zati karariv ve meıyn  
51. Ya eyyüher rusülü külu minet tayyibati va'melu saliha innı bima ta'melune alım  
52. Ve inne hazihı ümmetüküm ümmetev vahıdetev ve ene rabbüküm fettekun  
53. Fetekkatau emrahüm beynehüm zübüra küllü hızbim bima ledeyhim ferihun  
54. Fezerhüm fı ğamratihim hatta hıyn  
55. E yahsebune ennema nümiddühüm bihı mim maliv ve benın  
56. Nüsariu lehüm fil hayrat bel la yeş'urun  
57. İnnellezıne hüm min haşyeti rabbihim müşfikun  
58. Vellezıne hüm bi ayati rabbihim yü'minun  
59. Vellezıne hüm bi rabbihim la yüşrikun  
60. Vellezıne yü'tune ma atev ve kulubühüm veciletün ennehüm ila rabbihim raciun  
61. Ülaike yüsariune fil hayrati ve hüm leha sabikun  
62. Ve la nükellifü nefsen illa vüs'aha ve ledeyna kitabüy yentıku bil hakkı ve hüm la yuzlemun  
63. Vel kulubühüm fı ğamratim min haza ve lehüm a'malüm min duni zalike hüm leha amilun  
64. Hatta iza ehazna mütrafıhim bil azabi iza hüm yec'erun  
65. La tec'erul yevme inneküm minna la tünsarun  
66. Kad kanet ayatı tütla aleyküm fe küntüm ala a'kabiküm tenkisun  
67. Müstekbirıne bihı samiran tehcürun  
68. E fe lem yeddebberul kavle em caehüm ma lem ye'ti abaehümül evvelın  
69. Em lem ya'rifu rasulehüm fe hüm lehu münkirun  
70. Em yekulune bihı cinneh bel caehüm bil hakkı ve ekseruhüm lil hakkı karihun  
71. Ve levittebeal hakku ehvaehüm le fesedetis semavatü vel erdu ve men fıhinn bel eteynahüm bi zekrihim fe hüm an zikrihim mu'ridun  
72. Em tes'elühüm harcen fe haracü rabbike hayruv ve hüve hayrur razikıyn  
73. Ve inneke le ted'uhüm ila sıratım müstekıym  
74. Ve innellezıne la yü'minune bil ahırati anis sıratı lenakibun  
75. Ve lev rahımnahüm ve keşefna ma bihim min durril leleccu fı tuğyanihim ya'mehun  
76. Ve le kad ehaznahüm bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarraun  
77. Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin şedıdin iza hüm fıhi müblisun  
78. Ve hüvellezı enşee lekümüs sem'a vel ebsara vel ef'ideh kalılem ma teşkürun  
79. Ve hüvellezı zeraeküm fil erdı ve ileyhi tuhşerun  
80. Ve hüvellezı yuhyı ve yümiytü ve lehuhtilafül leyli ven nehar e fe la ta'kılun  
81. Bel kalu misle ma kalel evvelun  
82. Kalu e iza mitna ve künna türabev ve ızamen e inna le meb'usun  
83. Le kad vüıdna nahnü ve abaüna haza min kablü in haza illa esatıyrul evvelın  
84. Kul li menil erdu ve men fıha in küntüm ta'lemun  
85. Seyekulune lillah kul efela tezekkerun  
86. Kul mer rabbüs semavatis seb'ı ve rabbul arşil azıym  
87. Seyekulune lillah kul e fe la tettekun  
88. Kul mem bi yedihı melekutü külli şey'iv ve hüve yuciru ve la yücaru aleyhi in küntüm ta'lemun  
89. Seyekulune lillah kul fe enna tüsharu  
90. Bel eteynüham bil hakkı ve innehüm le kazibun  
91. Mettehazellahü miv velediv ve ma kane meahu min ilahin izel le zehebe küllü ilahüm bima haleka ve leala ba'duhüm ala ba'd sübhanellahi amma yasıfun  
92. Alimil ğaybi veş şehadeti fe teala amma yüşrikun  
93. Kur rabbi imma türiyennı ma yuadun  
94. Rabbi fe la tec'alnı fil kavmiz zalimın  
95. Ve inna ala en nüriyeke ma neıdühüm lekadirun  
96. İdfa' billetı hiye ahsenüs seyyieh nahnü a'lemü bi ma yasıfun  
97. Ve kur rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatıyn  
98. Ve euzü bike rabbi ey yahdurun  
99. Hatta iza cae ehadehümül mevtü kale rabbirciun  
100. Leallı a'melü salihan fıma teraktü kella inneha kelimetün hüve kailüha ve miv veraihim berzehun ila yevmi yüb'asun  
101. Fe iza nüfiha fis suri fe la ensabe beynehüm yevmeiziv ve la yetesaelun  
102. Fe men sekulet mevazinühu fe ülaike hümül müflihun  
103. Ve men haffet mevazınühu fe ülaikellezıne hasiru enfüsehüm fı cehenneme halidun  
104. Telfehu vücuhehümün naru ve hüm fıha kalihun  
105. E lem tekün ayatı tütla aleyküm fe küntüm biha tükezzibun  
106. Kalu rabbena ğalebet aleyna şıkvetüna ve künna kavmen dallın  
107. Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun  
108. Kalahşeu fıha ve la tükellimun  
109. İnnehu kane ferıkum min ıbadı yekulune rabbena amenna fağfir lena varhamna ve ente hayrur rahımın  
110. Fettehaz tümuhüm sıhriyyen hatta ensevküm zikrı ve küntüm minhüm tadhakun  
111. İnnı cezeytühümül yevme bima saberu ennehüm hümül faizun  
112. Kale kem lebistüm fil erdı adede sinın  
113. Kalu lebisna yevmen ev ba'da yevmin fes'elil addın  
114. Kale il lebistüm illa kalılel lev enneküm küntüm ta'lemun  
115. E fe hasibtüm ennema halaknaküm abesev ve enneküm ileyna la türceun  
116. Fe teallellahül melikül hakk la ilahe illa hu rabbül arşil kerım  
117. Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihı fe innema hısabühu ınde rabbih innehu la yüflihul kafirun  
118. Ve kur rabbığfir verham ve ente hayrur rahımın  

Muminun Suresi Anlamı , Türkçe Meali

1. Gerçekten kurtuluşa erdi mü'minler.  
2. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler.  
3. Onlar ki, faydasız işe, boş lafa bakmazlar.  
4. Onlar ki, zekat vermek için çalışırlar.  
5. Onlar ki, ırzlarını korurlar.  
6. Ancak, eşleri ve sahibi bulundukları cariyelerine karşı durumları başka; çünkü bunlarla ilişkileri yüzünden kınanmazlar.  
7. Kim de bunun ötesini ararsa, işte onlar sınırı aşanlardır.  
8. Ve onlar ki, emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler.  
9. Onlar ki, namazlarını muhafaza ederler.  
10. İşte onlardır o mirasçılar,  
11. Firdevs'e varis olacaklar; orada sonsuza dek kalacaklar onlar.  
12. Andolsun ki, Biz insanı süzülmüş bir çamurdan yarattık.  
13. Sonra onu, oturaklı bir karargahta bir nutfe (tohum) yaptık.  
14. Sonra o damlayı bir pıhtıya dönüştürdük, bu pıhtıyı bir et parçacığına dönüştürdük, bu et parçacığını bir takım kemiklere çevirdik,derken bu kemiklere bir et giydirdik; sonra ona bambaşka bir yaratık olarak hayat verdik. Bak ne şanlı o Allah, yaratanların en güzeli!  
15. Sonra siz, bunun arkasından mutlaka öleceksiniz.  
16. Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak diriltileceksiniz.  
17. Gerçekte Biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık ve yaratmaktan habersiz değiliz.  
18. Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.  
19. Öyle iken durdurduk da onunla sizin için hurma bahçeleri üzüm bağları yaptık; sizin için içlerinde bir çok meyveler vardır, onlardan yer ve geçinirsiniz.  
20. Bir de Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç ki, hem yağ hem de yiyenlere bir katık ile biter.  
21. Hayvanlarda da sizin için gerçekten bir ibret vardır. Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz ve sizin için onlarda hem birçok yararlar vardır, hem de etlerinden yersiniz.  
22. Ayrıca hem onlara, hem de gemiye yüklenip taşınırsınız.  
23. Yüceliğime andolsun ki, Biz Nuh'u kavmine peygamber gönderdik de Nuh dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?  
24. Bunun üzerine kavminden küfreden kodaman güruh: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir, üstünüze geçmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, elbette bir takım melekler gönderirdi. Biz eski atalarımız içinde bunu işitmedik.  
25. Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir adamdır; Onun için bunu bir süreye kadar gözetleyin!" dediler.  
26. Nuh: "Ey Rabbim, bana yalancı demelerine karşı yardım et bana!" dedi.  
27. Biz de ona şöyle vahyettik: "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap sonra emrimiz gelip de tandır (kazan) kaynayınca hemen ona topundan bir iki çifti ve aleyhinde önceden huküm verilmiş olanların dışında aileni ona bindir ve o zulmedenler hakkında bana yakarışta bulunma; çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır!  
28. Sen yanındakilerle birlikte geminin üzerine çıktığında: "Hamd o Allah'a ki, bizi o zalim topluluktan kurtardı" de.  
29. Ve de ki: "Ey Rabbim, beni mübarek bir yere kondur; Sen konuklayanların en hayırlısısın."  
30. İşte bunda birçok ibretler vardır ve gerçekten Biz, pek sınavcıyızdır.  
31. Sonra arkalarından başka bir nesil yarattık  
32. Onların içinden de kendilerine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Artık Allah'tan kokmayacak mısınız?" diyen bir peygamber gönderdik.  
33. Dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz halde küfredip ahirete ulaşmayı yalanlayan kavminden o kodaman güruh ise şöyle dedi: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.  
34. Şayet sizin gibi bir insana itaat ederseniz, muhakkak ki, siz o takdirde kesinlikle hüsrandasınızdır.  
35. Size, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman muhakkak çıkarılacağınızı mı va'dediyor?  
36. Heyhat, o vadolunduğunuz şey ne kadar uzak!  
37. O, dünyadaki hayatımızdan başka birşey değildir, ölürüz ve yaşarız; fakat tekrar diriltilecek değiliz.  
38. O, sadece Allah hakkında bir yalanı uyduran bir adamdır; biz ona inanacak değiliz."  
39. O peygamber: "Ey Rabbim, bana yalan söylüyorsun demelerinin öcünü al!" dedi.  
40. Allah buyurdu ki: "Pek yakında pişman olacaklar."  
41. Derken, onları gerçekten korkunç bir ses alıverdi de kendilerini bir sel süpürüntüsü yapıverdik. Artık öyle bir defolmuş oldu ki o topluluk, o zalimler!  
42. Sonra arkalarından başka nesiller yarattık.  
43. Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.  
44. Sonra Biz, ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse, ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve onları birer efsane yaptık. Artık imana gelmez topluluk defolsun!  
45. Sonra bir takım ayetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik.  
46. Firavun'a ve ileri gelenlerine. Fakat bunlar, kibirlerine yediremediler ve zaten dik başlı bir topluluk idiler.  
47. Onun için: "Biz kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi bu iki insana inanır mıyız?" dediler.  
48. Böylece onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular.  
49. Andolsun ki, berikiler doğru tutabilsinler diye Musa'ya o kitabı da verdik.  
50. Meryem oğlunu ve annesini bir mucize kıldık ve ikisini oturaklı ve temiz sulu bir tepede barındırdık.  
51. Ey peygamberler, helal ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın; çünkü Ben, bütün yaptıklarınızı bilirim.  
52. Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve Rabbiniz de Benim; artık hep Benden korkun!  
53. Derken kumandalarını aralarında kitap kitap parçalaştılar, her grup kendilerininkine güveniyor.  
54. Şimdi sen onları bir zamana kadar dalgınlıkları içinde bırak.  
55. Sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklar ile,  
56. Onlara hayırlar sağlamaya koşuyoruz. Hayır, anlayamıyorlar!  
57. Herhalde Rablerinin korkusundan titreyenler,  
58. Rablerinin ayetlerine inananlar,  
59. Rablerine hiç ortak koşmayanlar,  
60. Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından yürekleri çarparak vergilerini verenler,  
61. şte bunlar hayırlarda sürat yarışı yaparlar ve onun için ileri giderler.  
62. Biz, hiçbir kimseye gücünün üstünde bir teklifte bulunmayız, katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.  
63. Fakat onların kalpleri bu konuda bir dalgınlık içindedir ve onların bundan başka bir takım işleri vardır ki, hep onlar için çalışırlar.  
64. Nihayet, refah içinde olanlarını azaba çektiğimiz zaman, hemen feryada başlayacaklardır.  
65. Feryat etmeyin bugün; çünkü siz, Bizden kurtarılamazsınız!  
66. Karşınızda ayetlerim okunuyordu da siz sırt çeviriyordunuz.  
67. Ona kafa tutarak gece lakırdıları ile hezeyanlar ederdiniz.  
68. Acaba onlar bu sözü düşünmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?  
69. Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?  
70. Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o, onlara gerçek ile geldi; fakat onların çoğu gerçekten hoşlanmıyorlar.  
71. Eğer Hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yeryüzü ve bunlardaki kimseler kesinlikle bozulurdu.Hayır, Biz onlara unutulmaz ders olacak zikirlerini getirdik de onlar, zikirlerinden yüz çeviriyorlar.  
72. Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin mükafatı daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.  
73. Doğrusu, sen onları dosdoğru bir caddeye çağırıyorsun.  
74. Fakat ahirete inanmayanlar, o caddeden sapmaktadırlar.  
75. Eğer Biz onlara acıyıp da baskılarını açıversek, mutlaka azgınlıklarında inat eder, hiçbir şey görmezler.  
76. Gerçekten Biz, onları azaba tuttuk da yine Rablerine karşı uslanmadılar ve yalvarmıyorlar da.  
77. Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.  
78. Halbuki, sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Siz, pek az şükrediyorsunuz.  
79. Sizi yeryüzünde yaratıp yayan O'dur; hep O'nun huzurunda toplanacaksınız.  
80. Hayat veren ve öldüren O'dur; gece ile gündüzün değişmesi de O'nun eseridir. Artık akıllanmayacak mısınız?  
81. Hayır, öncekilerin dediği gibi dediler.  
82. ki: "ölüp de bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, sahi biz mi mutlaka diriltileceğiz?  
83. Yemin ederiz ki, bize de atalarımıza da bundan önce bu va'dolundu; bu eskilerin masallarından başka bir şey değil!"  
84. De ki: "Yeryüzü ve onda bulunan kimseler kime aittir; eğer biliyorsanız?"  
85. "Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde düşünmez misiniz?  
86. Sor onlara, de ki: "Kimdir o yedi kat göklerin Rabbi ve o büyük Arşın sahibi?"  
87. Allah'a aittir." diyecekler. De ki: "O halde korkmaz mısınız?"  
88. Sor onlara ki: "Kimdir herşeyin mülkiyeti ve yönetimi kudret elinde olan, kayırıp da kendisine kayırılmaz olan; söyleyin, biliyorsanız?"  
89. "Allah'a ait" diyecekler. De ki: "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?"  
90. Doğrusu Biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise şüphesiz yalancılar.  
91. Allah asla oğul edinmedi ve beraberinde bir tanrı da yoktur; Öyle olsaydı, her tanrı kendi yarattığını sürükleyip gider ve elbette birbirlerine üstünlük taslarlardı. Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.  
92. Allah, gaybı da aşikar olanı da bilendir. O, onların koştukları ortaklardan çok yücedir.  
93. De ki: "Rabbim, eğer onlara va'dedilen azabı bana mutlaka göstereceksen,  
94. beni o zalimler güruhu arasında bulundurma Rabbim!"  
95. Şüphesiz ki Biz, onlara yaptığımız tehdidi sana gösterme gücüne sahibiz elbette.  
96. Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.  
97. Ve de ki: "Ey Rabbim, şeytanların dürtüştürmelerinden (kışkırtmalarından) sana sığınırım!  
98. Huzuruma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim!"  
99. Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde diyecek ki : "Rabbim, döndür, döndür beni, döndür!  
100. Belki ben, o bıraktığımda (boşa geçirdiğim dünyada) iyi işler yaparım!" Hayır, hayır! Bu, onun söylediği boş bir sözdür. Ötelerinde ise yeniden diriltilecekleri güne kadar bir engel vardır.  
101. Sur'a üfrüldüğü zaman, artık o gün ne aralarında soy sop ilişkisi olacak, ne de birbirlerini soracaklar.  
102. O zaman her kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar o kurtuluş bulanlardır.  
103. Her kimin de tartılan yeğni (hafif) gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenler ve cehennemde kalacaklardır.  
104. Orada dişleri sırıtırken ateş yüzlerini yalar.  
105. Ayetlerimiz size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz değil mi?  
106. Derler: "Rabbimiz, bizi azgınlığımız altetti ve biz, sapık bir kavim idik.  
107. Rabbimiz, çıkar bizi buradan; döner bir daha yaparsak şüphesiz ki biz zalimleriz.  
108. Allah buyurur: "Orada sinin, Bana birşey söylemeyin!  
109. Çünkü Kullarımdan: "Ey Rabbimiz, iman ettik; bizi bağışla, bize acı; Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!" diyenler vardı.  
110. Siz, onlarla alay ettiniz, hala Beni anmayı size unutturdular, onlara öyle gülüyordunuz.  
111. İşte Ben onlara sabretmelerine karşılık bugün bu mükafatı verdim. Murada erenler onlardır, onlar!  
112. "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye soracak Allah  
113. Onlar: "Bir gün veya bir günün bir kısmı, sayanlara sor." derler.  
114. Allah buyuruyor ki: "Bilmiş olsanız, gerçekten pek az kaldınız."  
115. Yoksa siz, Bizim sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?  
116. Demek ki Allah,o hak padişah yüksek, çok yüksek! Başka tanrı yoktur; ancak O vardır. O, şanlı Arş'ın sahibidir.  
117. Her kim Allah ile birlikte başka bir tanrı olduğunu iddia ederse, onun bu hususta hiçbir delili yoktur ve onun hesabı Rabbinin katında görülecektir ancak! Gerçek şu ki, kafirler kurtuluşa eremezler!  
118. Ve de ki: "Rabbim, beni bağışla, merhamet buyur; Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!  

 


Muminun Suresinin Faziletleri

 

Bu sureyi okuyan kimseler, imani ve itikadi yönden düzelir, imanın kemaline erer.

İbni Kuteybe (Rahimehullah) şöyle bir rivayette bulunmuştur. "Bir adama deri hastalığı isabet etmiş, cildi soyulmuştu. Her türlü ilacı denediyse de bir derman bulamadı. Sonra derdine derman ümidiyle bir kafileye katılarak Hicaz’a doğru yola çıktı. Hastalığı şiddetlenince Küfe’ye yakın bir yerde kafile-den ayrıldı. Hz. Ali (Radıyallahü Anh)’nin medfün bulunduğu söylenen Meşhed’e gelip orada geceledi. O gece rüyasında Hz. Ali (radıyallahü Anh)’yi gördü. Ona:
-"Ya Ali (Radıyallahü Anh)! Görmüyor musun bana ne oldu! Bana şifa olacak şeyi şöyle!" dedi Hazreti Ali (Radıyallahü Anh) o adama Müminun suresinin 14.
ayetini okudu. Adam sabah uyanınca Cilt Hastalığının tamamen iyileştiğini, cildinin gayet güzel bir hal aldığıunı hayretle müşahede etti. Ayeti :Kerime derhal tesirini göstermişti.

Not: Bu ayeti kerime sedef ve her türlü cilt hastalığına tam bir iman ile yedi gün yedişer defa okunmalıdır.

Yalancılara karşı İlahi yardıma kavuşmak isteyen kişi, Müminun suresinin 26. ayetini okumalıdır.

Yolculuğunu selametle geçirmek isteyen kişi, ulaşım aracından inerken Müminun suresinin 29. ayetini okumalıdır.

Kötülük yapmasından korkulan bir kişinin yanına girmeden önce Müminun suresinin 93-94 ayetleri okunursa, o korktuğundan emin olur.

Belalardan emin olmak ve şeytandan korunmak için Müminun suresinin 97-98. ayetlerini okumak lazımdır.

İmam Şafii (Rahimehullah) Mısır’a ulaşınca, insanlar onu çok güzel bir şekilde karşıladılar. Herkes İmam Şafii’yi misafir etmek istiyordu. Halifenin adamlarından biri yanına gelerek ona kendisiyle halifeye kadar gelmesini söyledi. İmam Şafii (Rahimehullah) o askeri takip ederek saraya kadar geldi. Saraya girince Müminun suresinin 97-98. ayetlerini okudu. İmam Şafii Hazretleri bu ayeti okuyunca, ayet derhal tesirini gösterdi ve hakkında kötü düşünen halife onu ayakta karşıladı. Onu meclisinde en iyi yere oturttu. Ayrıca ona bir hediye de sundu.

Muhammed bin İbrahim (Radıyallahü Anhüma)’dan rivayet edilmiştir. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bir savaş müfrezesinde bize görev verdi ve sabah-akşam (Müminun suresinin 115-118)ayetlerini okumamızı bize emretti. Biz bu ayet-i kerimeyi okuduk da ganimet elde ettik ve selamet bulduk.(3)

Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh)’a kulağından şikayeti olan bir kimse getirildi. O kimseye Müminun suresinin 115. ayetinden sonuna kadar sureyi okuyarak kulağına nefes etti. O kişi de derdinden kurtuldu. Bu olay Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e intikal edince buyurdu ki:
"Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kimse yakinen inanarak bu ayeti celileleri bir dağ üzerine okumuş olsaydı, dağ yerinden oynardı."(4)

Bunalıma düşen, sinir hastası olan veya sarta hastalığına tutulan veya cinlenmiş kişilerin kulaklarına Müminun Suresinin 115 ve 116 ayetleri okunursa, Allah’ın izniyle şifa olur. Şayet bu hastalıklar geçmezse, 21 gün 21 kere okunur.


Muminun Suresi Dinle

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir