İsra Suresi ve Faziletleri

İsra Sûresi (Türkçe Okunuşu)​​

BİSMİLLAHİRAHMANİRAHİM

1. Eta emrullahi fe la testa'ciluh sübhanehu ve teala amma yüşrikun  
2. Yünezzilül melaikete bir ruhı min emrihı ala mey yeşaü min ıbadihı en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun  
3. Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yüşrikun  
4. Halekal insane min nutfetin fe iza hüve hasıymün mübiyn  
5. Vel en'ame halekaha lemük fıha dif'üv ve menafiu ve minha te'külun  
6. Ve leküm fıha cemalün hıyne türıhune ve hıyne tesrahun  
7. Ve tahmilü eskaleküm ila beledil lem tekunu baliğıyhi illa bi şikkıl enfüs inne rabbeküm le raufür rahıym  
8. Vel hayle vel biğale vel hamira li terkebuha ve zıneh ve yahlüku ma la ta'lemun  
9. Ve alellahi kasdus sebıli ve minha cair ve lev şae le hedaküm ecmeıyn  
10. Hüvellezı enzele mines semai mael leküm minhü şerabüv ve minhü şecerun fıhi tüsiymun  
11. Yümbitü leküm bihiz zer'a vez zeytune ven nehıyle ven a'nabe ve min küllis semarat inne fı zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun  
12. Ve sehhara lekümül leyle ven nehara veş şemse vel kaner ven nücumü müsahharatüm bi emrih inne fı zalike le ayatil li kavmiy ya'kılun  
13. Ve ma zerae leküm fil erdı muhtelifen elvanüh inne fı zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun  
14. Ve hüvellezı sehharal bahra li te'külu minhü lahmen tariyyev ve testahricu minhü hılyeten telbesuneha ve teral fülke mevahıra fıhi ve li tebteğu min fadlihı ve lealleküm teşkürun  
15. Ve elka fil erdı ravasiye en temıde biküm ve enharav ve sübülel lealleküm tehtedun  
16. Ve alamat ve bin necmi hüm yehtedun  
17. E fe mey yahlüku ke mel la yahluk e fe la tezekkerun  
18. Ve in teuddu nı'metellahi la tuhsuha innellahe le ğafurur rahıym  
19. Vallahü ya'lemü ma tüsirrune ve ma tu'linun  
20. Vellezıne yed'une min dunillahi la yahlükune şey'ev ve hüm yuhlekun  
21. Emvatün ğayru ahya' ve ma yeş'urune eyyane yüb'asun  
22. İlahüküm ilahüv vahıd fellezıne la yü'minune bil ahırati kulubühüm münkiratüv ve hüm müstekbirun  
23. La cerame ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun innehu la yühıbbül müstekbirın  
24. Ve iza kıyle lehüm maza enzele rabbüküm kalu esatıyrul evvelın  
25. Li yahmilu evzarahüm kamiletey yevmel kıyameti ve min evzarillezıne yüdıllunehüm bi ğayri ılm e la sae ma yezirun  
26. Kad mekarallezıne min kablihim fe etellahü bünyanehüm minel kavaıdi fe harra aleyhimüs sakfü min fevkıhim ve etahümül azabü min haysü la yeş'urun  
27. Sümme yevmel kıyameti yuhzıhüm ve yekulü eyne şürakaiyellezıne küntüm tüşakkune fıhim kalellezıne utül ılme innel hızyel yevme ves sue lalel kafirın  
28. Ellezıne teteveffahümül melaiketü zalimı enfüsihim fe elkavüs seleme ma künna na'melü min su' bela innellahe alımüm bima küntüm ta'melun  
29. Fedhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe lebi'se mesvel mütekebbirın  
30. Ve kıyle lillezınettekav maza enzele rabbüküm kalu hayra lillezıne ahsenu fı hazihıd dünya haseneh ve le darul ahırati hayr ve le nı'me darul müttekıyn  
31. Cennatü adniy yedhuluneha tecrı min tahtihel enharu lehüm fıha ma yeşaun kezalike yeczillahül müttekıyn  
32. Ellezıne teteveffahümül melaiketü tayyibıne yekulune selamün aleykümüdhulül cennete bima küntüm ta'melun  
33. Hel yenzurune illa en te'tiyehümül melaiketü ev ye'tiye emru rabbik kezalike fealellezıne min kablihim ve ma zalemehümüllahü ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun  
34. Fe esabehüm seyyiatü ma amilu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun  
35. Ve kalellezıne eşraku lev şaellahü ma abedna min dunihı min şey'in nahnü ve la abaüna ve la harramna min dunihı min şey' kezalike fealellezıne min kablihim fe hel aler rusüli illel belağul mübın  
36. Ve le kad beasna fı külli ümmetir rasulen enı'büdüllahe vectenibüt tağut fe minhüm men hedellahü ve minhüm men hakkat aleyhid dalaleh fe sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetül mükezzibın  
37. İn tahrıs ala hüdahüm fe innellahe la yehdı mey yüdıllü ve ma lehüm min nasırın  
38. Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb'asüllahü mey yemut bela va'den aleyhi hakkav ve lakinne ekseran nasi la ya'lemun  
39. Li yübeyyine lehümüllezı yahtelifune fıhi ve li ya'lemellezıne keferu ennehüm kanu kazibın  
40. İnnema kavlüna li şey'in iza eradnahü en nekule lehu kün fe yekun  
41. Vellezıne haceru fillahi mim ba'di ma zulimu le nübevviennehüm fid dünya haseneh ve le ecrul ahırati ekber lev kanu ya'lemun  
42. Ellezıne saberu ve ala rabbihim yetevekkelun  
43. Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim fes'elu ehlez zikri in küntüm la ta'lemun  
44. Bil beyyinati vez zübür ve enzelna ileykez zikra li tübeyyine linnasi ma nüzzile ileyhim ve leallehüm yetefekkerun  
45. E fe eminellezıne mekerus seyyiati ey yahsifellahü bihimül erda ev ye'tiyehümül azabü min haysü la yaş'urun  
46. Ev ye'huzehüm fı tekallübihim fe ma hüm bi mu'cizın  
47. Ev ye'huzehüm ala tehavvüf fe inne rabbeküm le raufür rahıym  
48. E ve lem yerav ila ma halekallahü min şey'iy yetefeyyeü zılalühu anil yemıni veş şemaili süccedel lillahi ve hüm dahırun  
49. Ve lillahi yescüdü ma fis semavati ve ma fil erdı min dabbetiv vel melaiketüe hüm la yestekbirun  
50. Yehafune rabbehüm min fevkıhim ve yef'alune ma yü'merun  
51. Ve kalellahü la tettehızu ilaheynisneyn innema hüve ilahüv vahıd fe iyyaye ferhebun  
52. Ve lehu ma fis semavati vel erdı ve lehüd dınü vasıba e fe ğayrallahi tettekun  
53. Ve ma büküm min nı'metin fe minellahi sümme iza messekümüd durru fe ileyhi tec'erun  
54. Sümme iza keşefed durra anküm iza ferıkum minküm bi rabbihim yüşrikun (49.ayet secde ayetedir.)  
55. Li yekfüru bima ateynahüm fe temetteu fe sevfe ta'lemun  
56. Ve yec'alune li ma la ya7lemune nasıybem mimma razaknahüm tellahi le tüs'elünne amma küntüm tefterun  
57. Ve yec'alune lillahil benati sübhanehu ve lehüm ma yeştehun  
58. Ve iza büşşira ehadühüm bil ünsa zalle vechühu müsveddev ve hüve kezıym  
59. Yetevara minel kavmi min sui ma büşşira bih e yümsikühu ala hunin em yedüssühu fit türab e la sae ma yahkümun  
60. Lillezıne la yü'minine bel ahırate meselüs sev' ve lillahil meselül a'la ve hüvel azızül hakım  
61. Ve lev yüahızüllahün nase bi zulmihim ma terake aleyha min dabbetiv ve lakiy yüehhıruhüm ila ecelim müsemma fe iza cae ecelühüm la yeste'hırune saatev ve la yestakdimun  
62. Ve yec'alune lillahi ma yekrahune ve tesıfü elsinetühümül kezibe enne lehümül husna la cerame enne lehümün nara ve ennehüm müfratun  
63. Tellahi le kad erselna ila ümemim min kablike fe zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe hüve veliyyühümül yevme ve lehüm azabün elım  
64. Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tübeyyine lehümüllezıhtelefu fıhi ve hüdev ve rahmetel li kavmiy yü'mininun  
65. Vallahü enzele mines semai maen fe ahya bihil erda ba'de mevtiha inne fı zalike le ayatel li kavmiy yesmeun  
66. Ve inne leküm fil en'ami le ıbrah nüskıyküm mimma fı bütunihı mim beyni fersiv ve demil lebenen halisan saiğal liş şaribın  
67. Ve min semaratin nehıyli vel a'nabi tettehızune minhü sekerav ve rizkan hasena inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya'kılun  
68. Ve evha rabbüke ilen nahli enittehızı minel cibali büyutev ve mineş şeceri ve mimma ya'rişun  
69. Sümme külı min külles semarati feslükı sübüle rabbiki zülüla yahrucü mim butuniha şerabüm muhtelifün elvanühu fıhi şifaül linnas inne fı zalike le ayatel li kavmiy yetefekkerun  
70. Vallahü halekaküm sümme yeteveffaküm ve minküm mey yüraddü ila erzelil umuri li keyla ya'leme ba'de ılmin şey'a innellahe alımün kadır  
71. Vallahü faddale ba'daküm ala ba'dın fir rızk femellezıne füddılu bi raddı rizkıhim ala ma meleket eymanühüm fe hüm fıhi seva' ife bi nı'metillahi yechadun  
72. Vallahü ceale leküm min enfüsiküm ezvacev ve ceale leküm min ezvaciküm benıne ve hafedetev ve razekaküm minet tayyibat e fe bil batıli yü'minune ve bi nı'metillahi hüm yekfurun  
73. Ve ya'büdune min dunillahi ma la yemlikü lehüm rizskam mines semavati vel erdı şey'ev ve la yestetıy'un  
74. Fe la tadribu lillahil emsal innellahe ya'lemü ve entüm la ta'lemun  
75. Darabellahü meselen abdem memlukel la yakdiru ala şey'iv ve mer razaknahü minna zirkan hasenen fe hüve yünfiku minhü sirrav ve cehra hel yestevun elhamdü lillah bel ekseruhüm la ya'lemun  
76. Ve darabellahü meseler racüleyni ehadühüma ebkemü la yakdiru ala şey'iv ve hüve kellün ala mevlahü eynema yüveccihhü la ye'ti bi hayr hel yestevı hüve ve mey ye'müru bil adli ve hüve ala sıratım müstekıym  
77. Ve lillahi ğaybüs semavati vel ard ve ma emrus saati illa ke lemhıl besari ev hüve akrab innellahe ala külli şey'in kadır  
78. Vallahü ahraceküm mim bütuni ümmehatiküm la ta'lemune şey'ev ve ceale lekümüs sem'a vel ebsara vel ef'idete lealleküm teşkürun  
79. E lem yerav ilet tayri müsehharatin fı cevvis sema' ma yümsikühünne illellah inne fı zalike le ayatil li kavmiy yü'minun  
80. Vallahü ceale leküm min cüludil en'ami büyuten testehıffuneha yevme za'niküm ve yevme ikametiküm ve min asvafiha ve evbariha ve eş'ariha esasev ve metaan ila hıyn  
81. Vallahü ceale leküm mimma haleka zılalev ve ceale leküm minel cibali eknanev ve ceale leküm serabiyle tekıykümül harra ve serabiyle tekıyküm be'seküm kezalike yütimmü nı'metehu aleyküm lealleküm tüslimun  
82. Fe in tevellev fe innemü aleykel belağul mübın  
83. Ya'rifune nı'metellahi sümme yünkiruneha ve ekseruhümül kafirun  
84. Ve yevme neb'asü min külli ümmetin şehıden sümme la yü'zenü lillezıne keferu ve la hüm yüsta'tebun  
85. Ve iza raellezıne zalemül azabe fe la yühaffefü anhüm ve la hüm yünzarun  
86. Ve iza raellezıne eşraku şürakaehüm kalu rabbena haülai şürakaünellezıne künna ned'u min dunik fe elkav ileyhimül kavle inneküm le kazibun  
87. Ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme ve dalle anhüm ma kanu yefterun  
88. Ellezıne keferu ve saddu an sebılillahi zidnahüm azaben fevkal azabi bima kanu yüfsidun  
89. Ve yevme neb'azü fı külli ümmetin şehıden ala haüla' ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likülli şey'iv ve hüdev ve rahmetev ve büşra lil müslimın  
90. İnnellahe ye'müru bil adli vel ıhsani ve ıtai zil kurba ve yenha anil fahşai vel münkeri vel bağy yeızüküm lealleküm tezekkerun  
91. Ve evfu bi ahdillahi iza ahettüm ve la tenkudul eymane ba'de tevkıdiha ve kad cealtümüllahe aleyküm kefıla innellahe ya'lemü ma tef'alun  
92. Ve la tekunu kelletı nekadat ğazleha mim ba'di kuvvetin enkasa tettehızune eymaneküm dehalem beyneküm en tekune ümmetün hiye erba min ümmeh innema yeblukümüllahü bih ve le yübeyyinenne leküm yevmel kıyameti ma küntüm fıhi tahtelifun  
93. Ve lev şaellahü le cealleküm ümmetev vahıdetev ve lakiy yüdıllü mey yeşaü ve yehdoı mey yeşa' ve le tüs'elünne amma küntüm ta'melun  
94. Ve la tettehızu eymaneküm dehalem beyneküm fe tezille kademüm ba'de sübutiha ve tezukus sue bima sadedtüm an sebılillah ve leküm azabüm azıym  
95. Ve la teşteru bi ahdillahi semenen kalıla innema ındellahi hüve hayrul leküm in küntüm ta'lemun  
96. Ma ındeküm yenfedü ve ma ındellahi bak ve le necziyennellezıne saberu ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun  
97. Men amile saliham min zekerin ev ünsa ve hüve mü'minün fe le nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la necziyennehüm ecrahüm bi ahseni ma kanu ya'melun  
98. Fe iza kara'tel kur'ane festeız billahi mineş şeytanir racım  
99. İnnehu leyse lehu sültanün alellezıne amenu ve ala rabbihim yetevekkelun  
100. İnnema sültanühu alellezıne yetevellevnehu vellezıne hüm bihı müşrikun  
101. Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahü a'lemü bima yünezzilü kalu innema ente müfter bel ekseruhüm la ya'lemun  
102. Kul nezzelehu ruhul kudüsi mir rabbike bil hakkı li yüsebbitellezıne amenu ve hüdev ve büşra lil müslimın  
103. Ve le kad na'lemü ennehüm yekulune innema yüallimühu beşar lisanüllezı yulhıdune ileyhi a'cemiyyüv ve haza lisanün arabiyyüm mübın  
104. İnnellezıne la yü'minune bi ayatillahi la yehdıhimüllahü ve lehüm azabün elım  
105. İnnema yefteril kezibellezıne la yü'minune bi ayatillah ve ülaike hümül kazibun  
106. Men kefera billahi mim ba'di ımanihı illa men ükrihe ve kalbühu mutmeinüm bil ımani ve lakim men şeraha bil küfri sadran fe aleyhim ğadabüm minellah ve lehüm azabün azıym  
107. Zalike bi ennehümüstehabbül hayated dünya alel ahıratü ve ennellahe la yehdil kavmel kafirın  
108. Ülaikellezıne tabeallahü ala kulubihim ve sem'ıhim ve ebsarihim ve ülaike hümül ğafilun  
109. La cerame ennehüm fil ahırati hümül hasirun  
110. Sümme inne rabbeke lillezıne haceru mim ba'di ma fütinu sümme cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahıym  
111. Yevme te'tı küllü nefsin tücadilü an nefsiha ve tüveffa küllü nefsim ma amilet ve hüm la yuzlemun  
112. Ve darabellahü meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye'tıha rizkuha rağadem min külli mekanin fe keferat bi en'umillahi fe ezakahallahü libasel cuı vel havfi bima kanu yasneun  
113. Ve le kad caehüm rasulüm minhüm fe kezzebuhü fe ehazehümül azabü ve hüm zalimun  
114. Fe külu mimma razekakümüllahü halalen tayyibev veşküru nı'metellahi in küntüm iyyahü ta'büdun  
115. İnnema harrama aleykümül meytete ved deme ve lahmel hınzıri ve ma ühille li ğayrillahi bih fe menidturra ğayra bağıv ve la adin fe innellahe ğafurur rahıym  
116. Ve la tekulu lima tesıfü elsinetükümül kezibe haza halalüv ve haza haramül li tefteru alellahil kezib innellezıne yefterune alellahil kezibe la yüflihun  
117. Metaun kalılüv ve lehüm azabün elım  
118. Ve alellezıne hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahüm ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun  
119. Sümme inne rabbeke lillezıne amilüs sue bi cehaletin sümme tabu mim ba'di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba'diha le ğafurur rahıym  
120. İnne ibrahıme kane ümmeten kanitel lillahi hanıfa ve lem yekü minel müşrikın  
121. Şakiral li en'umih ictebahü ve hedahü ila sıratım müstekıym  
122. Ve ateynahü fid dünya haseneh ve innehu fil ahırati le mines salihıyn  
123. Sümme evhayna ileyke enittebı' millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın  
124. İnnema cüıles sebtü alellezınahtelefu fıh ve inne rabbeke le yahkümü beynehüm yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun  
125. Üd'u ila sebıli rabbike bil hıkmeti vel mev'ızatil haseneti ve cadilhüm billetı hiye ahsen inne rabbeke hüve a'lemü bi men dalle an sebılihı ve hüve a'lemü bil mühtedın  
126. Ve in akabtüm fe akıbu bi misli ma ukıbtüm bih ve lein sabertüm le hüve hayrul lissabirın  
127. Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la tekü fı daykım mimma yemkürum  
128. İnnellahe meallezınettekav vellezıne hüm muhsinun  

İsra Suresi Anlamı, Türkçe Meali

1 – Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.

2 – Musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

3 – Ey Nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.

4 – Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."

5 – Birincisinin zamanı gelince,üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

6 – Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.

7 – Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt-i Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.

8 – Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık.

9 – Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.

10- Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamışızdır.

11 – İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir.

12 – Biz geceyi ve gündüzü varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine) eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz her şeyi uzun uzadıya anlattık.

13 – Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız.

14 – "Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" deriz.

15 – Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.

16 – Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.

17 – Hem Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını bilmek ve görmekte Rabbin yeter.

18 – Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer.

19 – Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

20 – Hepsine; (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

21 – Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.

22 – Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.

23 – Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.

24 – İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."

25 – Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.

26 – Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.

27 – Çünkü (malını) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

28 – Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.

29 – Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.

30 – Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir.

31 – Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.

32 – Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.

33 – Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.

34 – Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.

35 – Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir.

36 – Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.

37 – Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.

38 – Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.

39 – İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah'la beraber başka bir ilâh uydurma. Aksi halde kötülenmiş ve Allah'-ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

40 – Rabbiniz, size oğulları tahsis etti de, kendisi meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz.

41 – Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde (ikaz ve ihtarı) açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.

42 – (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş'ın sahibine bir yol ararlardı."

43 – Allah, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedir.

44 – Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.

45 – Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.

46 – Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar.

47 – Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi biliriz.

48 – Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.

49 – Bir de onlar dediler ki: "Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?

50 – De ki: "İster taş olun, ister demir…"

51 – "İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekir!".

52 – (Allah) sizi çağıracağı gün, tam bir hürmetle onun emrine koşacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir müddet kaldınız.

53 – Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.

54 – Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik.

55 – Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

56 – De ki: "Allah'tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.

57 – Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.

58 – Hiç bir şehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuzda) yazılıdır.

59 – Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.

60 – Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.

61 – (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Âdem'e secde edin" demiştik. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?" demişti.

62 – (Yine İblis) dedi ki: "Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım."

63 – Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. "

64 – "Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.

65 – Doğrusu benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.

66 – Rabbiniz, lütfundan nasib arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Şüphesiz O, size çok merhametlidir.

67 – Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

68 – (Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

69 – Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız.

70 – Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

71 – Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

72 – Her kim bu dünyada (manen) kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.

73 – (Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

74 – Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.

75 – O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.

76 – (Ey Muhammed!) Yakında seni yurdundan çıkarmak için, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır.

77 – Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin.

78 – Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar (belirli vakitlerde) gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur.

79 – Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir.

80 – (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver."

81 – (Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur."

82 – Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır.

83 – Biz insana nimet verdiğimiz zaman, Allah'ı anmaktan yüz çevirip uzaklaşır. Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır.

84 – De ki: "Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir."

85 – Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir."

86 – Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil (koruyucu) bulamazsın.

87 – Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O'nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

88 – Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."

89 – Yemin olsun ki biz bu Kur'ân'da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. Yine de insanların çoğu inkârlarında ısrar ederler.

90 – Kâfirler şöyle dediler: "Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."

91 – "Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın."

92 – "Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. "

93 – "Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim."

94 – Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece: "Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?" demeleridir.

95 – (Ey Muhammed! Mekkelilere) şöyle de: "Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik."

96 – De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir."

97 – Allah kime hidayet verirse, o doğru yoldadır. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı bulamazsın. Ve biz, o kâfirleri kıyamet günü kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, yüzleri üstü sürünerek haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir; ateşi dindikçe onun ateşini artırırız.

98 – Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: "Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?" demişlerdir.

99 – Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler.

100 – (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, fakirlik korkusunu yine de elden bırakmazdınız." Doğrusu insan çok cimridir.

101 – Andolsun biz Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona: "Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum" demişti.

102 – Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum."

103 – Derken Firavun, Musa'yı ve İsrailoğullarını Mısır'dan sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.

104 – Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Firavun"un sizi çıkarmak istediği arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldiği vakit, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz."

105 – Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.

106 – Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik.

107 – Ey Muhammed! De ki: İster ona (Kur'ân'a) inanın, ister inanmayın; o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.

108 – Ve derler ki: Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir.

109 – Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur'ân'ı işitmek onların Allah'a teslimiyetlerini daha da artırır.

110 – (Sen onlara) de ki: İster "Allah" deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç.

111 – Ve şöyle de: Hamd o Allah'a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O'nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.


İsra Suresinin Faziletleri


  • *İsra Suresinin 45. ayeti hakkında rivayet edildi ki:

  • Hilecilerden korunmak için okunur. Misk ve safranla yazılarak suyun içine konup, dili tutulanlara içirilirse, şifa bulur.

  • Allah’u Teala bu ayeti okuyana, yerler ve dağlar gibi sevaptan ecir yazar.

  • Bu ayet okunan eve hırsız veya bir âfât girmez.

  • Cinlenmiş biri için pamuklu bezin bir yüzüne İsra suresinin 45. ve 46. ayetleri diğer yüzüne Kaside-i Bürde’nin 84. ve 85. beyitleri yazılıp, yakılarak dumanı koklatılırsa Allah2ın izniyle şifa bulur.

  • Kurtubi tefsirinde İsra suresinin 45. ayetinde şöyle zikredildi: "Ebu Bekir Sıddık (Radıyallahü Anha)’nın kızı Esma (Radıyallahü Anha) demiştir ki: "Tebbet suresi nazil olunca. Harb’in kızı olan Ebu Leheb’in eşi, ümmü cemil, elinde büyükçe bir taş olduğu halde dinin aleyhinde bağıra bağıra öteden beri geliyordu. Bu sırada Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mescitte oturuyordu. Hz. Ebu Bekir (Radıyallahü Anha)’de yanında bulunuyordu. Hz. Ebu Bekir, o şirret kadının gelmekte olduğunu görünce buyurdu ki:

  • -"Ey Allah’ın Resulü! O bu tarafa doğru gelmekte, korkarım ki sizi görür ve bir saldırı da bulunur." Rasulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

  • -"O beni göremez" buyurdu ve İsra suresinin 45. ayetini okudu.

  • derken şirret kadın gelip. Hz. Ebu Bekir’in ta karşısında durdu. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’i göremedi

  • ve dedi ki:

  • -"Ey Ebu Bekir! Haber aldığıma göre arkadaşın beni hicvediyormuş!" Hz. Ebu Bekir (Radıyallahü Anh):

  • -"Hayır!" Şu Beyt-i Muazzama’nın Rabbine yemin ederim, seni hicvetmedi" buyurdu. Kadın bunun üzerine:

  • -"Kuryş iyi bilir ki, ben onların efendilerinin kızıyım" diyerek dönüp gitti.

  • *İsra Suresinin 80. Ayeti hakkında rivayet edildi ki:

  • *Kötülüğünden korkulan bir kişinin yanına girmeden önce okunursa, kötülüğünden korunur.

  • *Bir şehre girildiğinde oradaki kötülüklerden emin olmak, oranın hayırlarına ve bereketlerine ulaşmak ve orada Allah’tan bir dost ve yardımcı bulmak için okunur.

  • *İsra Suresinin 82. ayeti hakkında rivayet edildi ki bir şeyini kaybeden kişi, kaybettiği şeyin yerini öğrenmek isterse veya merak ettiği bir şeyin hakikatini (bu haram şeyler olan karı koca, aile ve bir müminin vb. sırrı, gizli işleri, mahremiyeti vb. değildir) öğrenmek isterse, temiz bir kağıt üzerine yukarıdaki ayeti kerimeyi yazıp da yastığının alştına koyar ve sürekli tekrarlayarak sağ tarafı üzerine yatarsa, rüyasında o şey gösterilir.

  • *İsra Suresinin 105-106. ayetleri hakkında rivayet edildi ki:

  • Hasta kişi, elini ağrıyan yerin üzerine koyup şifa olacağına inanarak İsra suresinin 105. ayetini okursa, Allah’ın izniyle ağrıyan yere şifa olur.

  • *Manevi sıkıntısı olan bir kişi, bu hastalığından kurtulmak için on (10) gün oruç tutar, helal olan gıdalarla iftar etmeye çalışır, yatsı namazından sonra İsra suresinin 105-106. ayetlerini bir bardak zemzem suyuna 10 defa okuyup o sudan içer ve yıkanırsa, Allah’ın izniyle hastalığına şifa olur.

  • *İsra Suresinin 110-111. ayetleri hakkında rivayet edildi ki:

  • Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim sabah akşam İsra Suresinin son iki ayetini (110-111) okursa, o gün ve gece kalbi ölmez." 

  • *Kişinin Yatmadan evvel A’raf suresinin 54-56 ayetleri ile İsra suresinin son iki (110-111) ayetleini okuması müstehaptır. Zira bu ayetleri okuyup da uygulayanların elbiselerinin içine, onları, korumakla görevli bir melek girerek kendileri için istiğfar edeceği bildirilmiştir. 

  • *Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e borçtan (dolayı) şikayet eden bir kimseyeİsra Suresinin 111. ayetini okumasını tevsiye etti.

  • Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir kişi gelerek:

  • -Ey Allah’ın Resulü! Benim çok borcum var, bir gün olsun borçtan kurtulamadım, der. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle cevap verir:

  • -"İsra Suresi’nin son ayetini çok oku ve her okuyuşun sonunda üç defa "tevekkeltü ‘alel-hayyillezi la yemutü" söyle! Allah’u Teala seni borçtan kurtarır."

  • Abdulmuttalib oğullarından konuşmaya başlayan her çocuğa Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) İsra suresinin 111. ayetini öğretirdi.
  • *Her kim İsra suresinin 111. ayetini okursa, Allah’u Teala yeryüzü ve dağlar kadar ecir sevap yazar.

İsra Suresi Dinle

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir